10 Ağustos 2009 Pazartesi

2-Atina değil Athena Athena :)

Selanik'e varmakla birlikte yaşadığımız, "simdi burada ne yazıyor acaba? Ayy şimdi bu nasıl okunur ki? " gibi endişelerimiz süre gelsin(bilmediğimiz bir dilin üstüne bir de bilmediğimiz bir alfabe ekleyin) herkesin ingilizce bildiğini fark edince hem şaşırdık (bakınız yine türklere benzemiyorlar) hem rahatladık.
Hatta durum o kadar ileri gitti ki Atina'da merkeze gitmek için otobüs beklerken durakta kendimi senegalli bir adamla fransızca konuşurken buldum :)Gerçi konuşmamız gastronomi bilimi üzerine kurulu az buçuk fransızcamla ve dilimize giren bazı arapça sözcüklerden ibaret olsada telefon numaramı istemeyi unutmadı.Vermeyeceğimi söyleyip bir an önce ordan kalkmanın yollarını ararken birden kulağıma hepimizin aşina olduğu arapça dualar ilişti.Allahım fatiha mı okuyordu şimdi bana ??Anlaşılan benim fransızcamdan ümidini kesmiş ,iletişimi sürdürebilmek için dualara kalmıştı.Tamam da.Nerde kalmıştı bu otobüs ?? imdattt.. Ama dur daha yeni başlıyordu her şey
O sırada önümüzde duran kızlar bize arab mısınız diye sordular.Meğer kızlar suriyeliymiş.Birden bizim senagalli ile arapça konuşmaya başladılar.Diğer yanımızda oturan hanımsa bulgarmış.Ve hepside burda yaşıyormış. Ben miyim yunanistan'da, atina'da.. Yok yok sanmıyorum.
Öte yandan yüzümden hafif bir tebessümü de eksik etmiyordum.Buydu işte ülkenden uzak olmak ,başka bir ülkede ,başka bir şehirde ,bir durakta farklı yerlerden kültürlerden gelmiş insanlarla, dualarla bile olsa bir iletişim kurmak ve aynı otobüsü beklemek..
Selanik'den sonra Atina bize gerçekten şehir gibi geldi.Vitrin düzenlemeleriyle, ara sokalarıyla ve kargaşasıyla istanbul,geniş caddeleriyle avrupa olmaya çalışmış, etrafına antik kalıntıları ve yunan kültürünü serpiştirerek Athena olmuştu.

Nedense hem Yelina hem ben bu tarihden itibaren Atina'ya Atina ile Athens arası bir sözcük bulup istem dışı olarak Athena demeye başladık:)Sanırım bunda ev sahibimizle ve dış dünya ile(yani 7/24) ingilizce iletişim kurmak zorunda olmak ve bir noktadan sonra beynin işleyişinin ana dilinle ingilizce arası bir noktada buluşuyor olmasının etkisi var.Aslında bunu Roma'ya saklamalıyım ama buradan söylemeden edemeyeceğim Roma treninde yine bir koltuk sendromu yaşarken Yelina kendini o kadar ingilizceye kaptırmış olacak ki kendisinin türkçe konuştuğunu zannederek ingilizce "gelme gelme sakın buraya oturma" diye adama bağırışını düşündükçe hala gülüyorum.Çok şükür ki yunanlıların ingilizcede gösterdiği performansı italyanlar gösteremediklerinden hiç kimse bir şey anlamamış, bizde durumu fark ettiğimiz anda gülmekten kopmuştuk.

Gelelim hepimizin merak ettiği şu yemek konusuna öncelikle sevgili arkadaşım yelina vejeteryan :))Sabahları taaa istanbul'dan getirdiği yulafıyla besleniyor, öğlenleri yogurt ekmek, akşamları ise yemek yemiyor yani kısaca benım zıttım diyebiliriz.
Bense geldiğimiz akşam yunanalıların aynı bizim döner gibi her yerde karşımıza çıkan meşhur "gyros"larından yedim.Nasıl bişi derseniz bildiğimiz pide ekmeğine domuzdan yapılmış döneri ,soğanı,cacığı,domatesi koyup sarıyorlar eline de bir peçete tutuşturup veriyorlar.Çok acıkmış olmaktan mıdır bilinmez yerken pek bir mutluydum.Dönerin içinde cacığı daha önce Berlin'de yemiş çok beğenmiştim Atina'da tekrar bu lezzeti bulmak hoşuma gitti.

Atina'da bütün akşamımız, sokaklarını arşınlamakla özelikle tavernaların olduğu plaka ve m. bölgelerinin her türlü ara sokağına girmekle geçti.Haliyle menülerine şöyle bir göz gezdirdiğim tavernaların çoğunda gelenekesel yunan yemeği diye lanse edilen menu greek salad ,gyros ve moussakka(patlıcan musakka) idi.
Sabah ki gezimizde ise İstanbul'da vapurda denize karşı bayıla bayıla yediğim simidin akrabasını görmek beni mutlu etmişti.Hemen sabah kahvaltısı niyetine alıp yemeğe başladım.Simitten biraz daha gevrek ve tatlımsıydı tadı da güzeldi :)

Öğlen ise interrail konseptine uygun olarak marketten yemek alışverişi yapıp türklüğümüzden de ödün vermeyerek Atina meydanında ki çimlerin üsütüne yerleştik.Bir yandan yiyip bir yandan gelen geçeni seyrettik.Tabii market alışverişi süresince bulmaca niyetine gıdaların üstündeki resimlere bakıp "sence bu ne olabilir? Ya yogurt niyetine krema alırsak ?"diye az biraz da zaman geçirmedik değil (su niyetine soda aldığımız çok oldu).Bendeniz ise hem sevdiği, hem de oh sonunda yunancada olsa birşeyi anladım diye sevinerek cacık aldım.Evet evet yunan marketlerinde meze niyetine paketlenmiş cacık bulmak mümkün.
Son kez Atina sokaklarında dolaşıp Akropolis'den bir kez daha etkiledik.
Atina'dan ayrıldık Patras'ın yolunu tuttuk.

2 yorum:

  1. Bu yazi dizisinin tutkunu oldum, optum seni / Sebla

    YanıtlaSil